Hayatı

Kasım 6, 2016

Hazret-i Mevlânâ’nın Tasavvufu

Mevlânâ’nm tasavvufu, hiç bir zaman bir bilgi sistemi yahut hayalî bir idealizm değildir. Onun tasavvufu, irfan, tahakkuk, aşk ve cezbe âleminde olgunlaşmadır. Mevlânâ, dâima hayâtın gerçeklerini görür, hayâtın bütün gerçeklerini kabul eder, ondan el etek çekmez. Miskinliği, hayattan el etek çekmeyi reddeder; hayâtı, hayâtın içinde yaşatır. Onun dünyayı tarifi, bize, onun tasavvufunu açıklar: “Dünyâ nedir! […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Tasavvufunda Gaye

Mevlânâ’nın tasavvufunda gaye, kulluk ve yokluktur. Dolayısıyla hakîkî padişahlık; gerçek varlık makamına erişmektir: “Asıl o Allah mülk ve saltanat sahibidir, kendisine baş eğene bu topraktan yaratılan dünya şöyle dursun, yüzlerce mülk, yüzlerce saltanat ihsan eder. Fakat, Allah huzurunda bir secde, sana iki yüz devlet ve saltanattan daha hoş gelir. Ben ne mal isterim, ne mülk; […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Tasavvufunda Aşk

Mevlânâ’nın tasavvufunda, yaratılışın, hayâtın mânâsı aşktır. Aşk ise, kimseye niyazı, ihtiyacı olmayan Allah’ın vasıflarmdandır. Ondan başkasına âşık olmak da geçici bir hevestir. Yaratılışın sebebi, bütün hastalıkların tabibi; böbürlenmenin, bencilliğin devası, elemlerin merhemi İlâhî aşktır: “Aşk, o şuledir ki, parladı mı sevgiliden başka ne varsa hepsini yakar,” “Aşk, kimseye niyazı ve ihtiyacı olmayan Allah’ın vasıflarmdandır. Ondan […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Tasavvufunda Esas

Mevlânâ’nın tasavvufunda esas, gönül sahibine erişmek ve cevher olmaktır. Nitekim şöyle buyurur: “Allah ile oturup kakmak isteyen kişi, velîler huzurunda otursun. Velîlerin huzurundan kesilirsen, helak oldun gitti. Çünkü sen, küllî olmayan bir cüzsün. Şeytan, birisini kerem sahiplerinden ayırırsa onu, kimsiz, kimsesiz bir hâle kor, o hâlde de bulunca başını yer, mahvedip gider.” “Velîlerin huzurundan uz […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın İslâmî Esâslara ve Hazret-i Muhammed (SAV)’e Bağlılığı

Mevlânâ’nın İslâmiyet’i anlayış tarzını belirtmeye çalışalım: Mevlânâ, “Muhakkak ki sizin, Allah’ın yanında en kerîm olanınız Allah’dan çok korkup, günah işlemeyeninizdir.”meâlindeki âyetin şuuruyla dâima Kur’ân hükümlerinin âdabına riayet ederek Allah’ın haram kıldığı şeylerden çekinmiş; nefsinin hazlarmı terketmiş, olgunluğu elde etmeye mânî olan şeylerden el çekmiş; hülâsa Allah’tan kendisini uzaklaştıracak şeylerin hepsinden dâima sakınmış, gerçek takva sahibi […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Eğitimci Yönü

1. O’nun insana Bakışı: Mevlânâ, insana fâsık (günahkâr) da olsa, kâfir de olsa, engin bir görüşle ve rahmet dolu bir nazarla bakmıştır. Çünkü o, Mesnevî’sinde de ifade ettiği gibi Allah’ın, fâsık ve putperest de olsa, kendisini çağırana icabet edeceğini müdriktir. Mevlânâ, Muhammedi feyze tam mazhar olarak rahmet mâdeni olmuş, Kur’ân-ı Kerîm’de buyurulan: “Allah’ın rahmetinden ümidinizi […]

Hayatı

O’nun Ahlâkî ve Sosyal Yönü

1 İnsanî Münasebetlerde Dikkat Ettiği Hususlar Mevlânâ, hasımlan tarafından kendisine reva görülen dil uzatmalara ve uygunsuz lakırdılara hiç acı cevap vermez; yumuşaklıkla mukabelede bulunurdu. Molla Câmî, şöyle naklediyor: Mevlânâ’ya düşmanlık güden Konyalı Sirâceddin’e Mevlânâ’nm: “Ben yetmiş iki milletle beraberim.” dediğini söylediler. Sirâceddin de düşmanlığından, Mevlânâ’yı huzursuz etmek ve kıymetten düşürmek niyetiyle, yakınlarından olan bir âlimi ona […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Kâinatı Kucaklayan Değeri: İnsan Sevgisi ve Hoşgörüsü…

Mevlânâ’nm kâinatı kucaklayan değeri, insan sevgisi ve hoşgörüsü, Allah’a olan hudutsuz aşkının ve Muhammedi feyze tam mazhar olarak rahmet mâdeni oluşunun tabii neticesidir. Taşıdığı ilâhî aşk, eriştiği Muhammedi feyz, onu mahviyet sahibi yapmış; benliğini, kibrini almıştır. Mevlânâ’mn işlerinde kendini beğenmişliğin zerre kadar görülmemesi bundandır. O, kibirden ve nefretten arınmış; mahviyet ve muhabbetle bezenmiştir. Mevlânâ, alçak […]

Hayatı