Hayatı

Kasım 6, 2016

Şeyh Sadreddin-i Konevî Hazretleri’nin Ziyareti

Şeyh Sadreddin (? -1274) de talebeleriyle birlikte Mevlânâ’ya geçmiş olsun demeye geldi ve çok üzüldüğünü beyân edip: “Allah yakın zamanda şifâlar versin. Hastalık âhirette derecenizin yükselmesine sebeptir. Siz âlemin canısınız, inşâallah yakın zamanda tam bir sıhhate kavuşursunuz” diye temennide bulundu. Bunun üzerine Mevlânâ: “Bundan sonra Allah sizlere şifâ versin. Âşıkın maşukuna kavuşmasını ve nurun nura […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Hanımına Cevâbı

Mevlânâ, dostlarına ve aile efradına, bu dünyadan göçeceğine üzülmemelerini söylüyordu; fakat onlar, bedenen de olsa, bu ayrılığı kabullenemiyorlar, ağlayıp inliyorlardı. Mevlânâ’nın hanımı, Mevlânâ’ya hitaben: “Ey âlemin nuru:, ey âdemin canı. Bizi bırakıp nereye gideceksin?” diyerek ağlıyor ve ilâve ediyordu: “Hudâvendigâr Hazretleri’nin dünyayı hakikat ve mânâlarla doldurması için üç yüz veya dört yüz yıllık ömrünün olması […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Tavsiye Ettiği Bir Dua

Mevlânâ son demlerinde iken, dostu Sırâceddin-i Tatarî’yi yanma çağırarak, kendisine şu duayı öğretmiş ve sıkıntılı zamanlarında okumasını tavsiye etmiştir: “Yâ Rabbî.’Bana, ne senin zikrini unutturacak, sana şevkimi söndürecek, seni teşbih ederken duyduğum lezzeti kesecek bir hastalık; ne de beni azdıracak, şer ve kötülüğümü arttıracak bir sıhhat ver. Ey merhamet edenlerin merhametlisi! Merhametinle bu duâmı kabul […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Vasiyeti

“Ben size, gizli ve alenî, Allah’tan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, günahlardan çekinmenizi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi, dâima şehvetten kaçınmanızı, halkın eziyet ve cefâsına dayanmanızı, avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, kerem sahibi olan sâlih kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim. İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az […]

Hayatı

Şeb-i Arûs

İrfan ve sevgi güneşi Mevlânâ, 5 Cemâziye’l-âhir, 672 (17 Aralık 1273) Pazar günü gurup vakti, bütün parlaklığı ile, bütün güzellikleriyle gülerek ebediyet âleminin asumanına doğdu. Mevlevîler, o geceye Şeb-i Arûs derler.

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Cenaze Merasimi

Müslüman olan olmayan, küçük büyük ne kadar Konyalı varsa hepsi, Mevlânâ’nm cenaze merasimine katıldı. Müslümanlar, müslüman olmayanları sopa ve kılıçla savmaya çalışarak, onlara: “Bu merasimin sizinle ne ilgisi vardır? Bu din sultânı Mevlânâ bizimdir, bizim imâmımızdır” diyorlardı. Onlar da şu cevabı veriyorlardı: “Biz Musa’nın, İsa’nın ve bütün peygamberlerin hakikatini onun sözlerinden anlayıp öğrendik. Kendi kitaplarımızda […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’ya Yeşil Kubbe

Mevlânâ’ya Yeşil Kubbe denilen Türbe, Sultan Veled ile Alâmeddin Kayser’in gayreti ve Emir Pervâne’nin eşi (Sultan II. Gıyâseddin Keyhüsrev’in kızı) Gürcü Hatun’un yardımıyla Çelebi Hüsameddin zamanında yapıldı. Türbe’nin mîmârı, Tebrizli Bedreddin’dir. Selimoğlu Abdülvâhid adlı bir sanatkâr da Mevlânâ’nm kabri üzerine, Selçuklu oymacılığının şaheseri olarak kabul edilen, büyük bir ceviz sanduka yapmıştır. Bu sanduka bugün, Sultân’ül-Ulemâ […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Ölüme ve Mezara Bakışı

“Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı, bende bu cihanın gamı var, dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum sanma; bu çeşit şüpheye düşme. Bana ağlama, yazık yazık deme. Şeytanın tuzağına düşersem işte hayflanmanın sırası o zamandır. Cenazemi görünce ayrılık ayrılık deme. O vakit benim buluşma ve görüşme zamanımdır. Beni kabre indirip bırakınca, sakın elveda elveda deme; zira mezar […]

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Ziyaretçilerine Seslenişi

“Kardeş, mezarıma def siz gelme; çünkü Allah meclisinde gamlı durmak yaraşmaz. Hak Te‘âlâ beni aşk şai’abından yaratmıştır. Ölsem, çürüsem bile, ben yine o aşkım.” “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız? Bizim mezarımız, ariflerin gönüllerindedir. ”

Hayatı

Hazret-i Mevlânâ’nın Tasavvufî Yaşayışı ve Anlayışı

Dış Görünüşü Mevlânâ, sararmış yüzlü ve ince vücutlu idi. Bu sararmış ve zayıf bünyesinde öyle bir nur ve heybet vardı; gözleri o kadar keskin ve çekici idi ki, kimse dikkatle bakamazdı. Mevlânâ başına, bilginlere mahsus bir şekilde sarık sarar, taylaşan (sarıktan sarkan uç) bırakırdı. Sırtına da, bilginlerin giydikleri gibi, bol geniş kollu bir hırka giyerdi. […]

Hayatı